3 Mart 2015 Salı

Bir insan öldükten sonra neler olur? Bir grup araştırmacı, ölümden döndüğünü iddia eden insanların deneyimlerini karşılaştırdı ve bunları açıklamaya çalıştı. Anlatılan deneyimler arasında özellikle birkaç tanesi diğerlerinden ayrışıyor.

2011’de 57 yaşındaki A isimli bir İngiliz erkek bayılıp hastaneye kaldırıldı. Sağlık görevlileri kasıklarından sonda takarken kalbi durdu. Beyne giden oksijen kesildi. A öldü.

Fakat sonra neler olduğunu hatırlıyor. Doktorlar kalbi çalıştırmak için şok uygulamışlar. A bu arada konuşmaları duyuyormuş. Sonra tavanda tuhaf bir kadın görmüş. Bedeninden ayrılıp onun yanına çıkmış. “Sanki beni tanıyordu, sanki ona güvenebilirmişim gibi geldi,” diye hatırlıyor. “Yukarıdan bedenime baktım, hemşire ve kel kafalı bir doktor uğraşıyordu benimle.”

BBC’den Rachel Nuwer’in haberine göre hastane kayıtları A’nın bilincini yitirmişken gördüğü insanların gerçekten de orada olduklarını ve A’nın anlattığı işlemleri yaptıklarını doğruluyor. Oysa biyolojik kurallara göre, bu üç dakikalık ara aşamada yaşananları A’nın fark etmesi mümkün değil.
A’nın hikayesi, ölüme yakın deneyim yaşayanların hissettiklerine dair inançlara ters düşüyor. Bugüne kadar kalp durduğunda beyne oksijen gitmediği için farkındalık halinin son bulduğuna inanılıyordu. O noktada kişi tıbben ölü sayılıyor, fakat onu geri getirmek hala mümkün olabilir.
Doktorlar, genellikle ölümden dönenlerin anlatılarını ‘halüsinasyon’ olarak değerlendirip göz ardı ediyor. Araştırmacılar ise ölüme yakın deneyimleri bilimsel araştırmaların erişebileceği alanın dışında gördükleri için, bu konuya fazla el atmamıştı.

KALP DURDUKTAN SONRA NELER OLUYOR?
New York ’taki bir üniversitede resüsitasyon (canlandırma) bölüm başkanı Sam Parnia ve ekibi dört yıl boyunca 2000 kalp durması vakasında yaşananları inceledi. Bunların yüzde 16’sı hayata geri döndürülebilmişti. Parnia ve ekibi bunların 101’inin kalp durması sırasında yaşadıkları deneyimleri inceledi. Amaçları, bu insanların zihinsel ve bilişsel olarak etraflarında olup bitenlerin farkında olup olmadıklarını tespit etmekti.

Araştırmaya katılanların yaklaşık yarısı ölüm anına dair bir şeyler hatırlıyordu. Fakat A ve başka bir kadının yaşadığı beden dışına çıkma deneyimi dışında, diğer hastaların anlattıkları o sırada gerçekleşen asıl olaylarla örtüşmüyordu.
YEDİ AŞAMADAN GEÇİYORLAR
Onların anlattıkları rüya benzeri, halüsinasyon içeren senaryolardı. Bunları yedi kategoride toplayan Parnia “Çoğu, ölüme yakın deneyimler olarak bilinen anlatımlarla benzerlik göstermiyordu. Zihinde yaşanan ölüm deneyimi geçmişte farz edilenlerden farklıydı,” diyor.
Bu yedi deneyim şöyle sıralanıyor:
Korku
Hayvan ya da bitki görmek
Parlak ışık
Şiddet ve eziyet
Dejavu
Aileyi görmek
Kalp durması sonrası olanları hatırlamak
BAZISI KORKUYLA, BAZISI MUTLULUKLA HATIRLIYOR
Bu deneyimlerin bazısı korkunç, bazısı ise mutluluk verici olarak tanımlanıyor. Bir hasta, “Bir törene katılmıştım… Benim yakılmam için yapılan bir törene,” diye hatırlarken bir başkası da “Benimle birlikte dört kişi daha vardı, kim yalan söylüyorsa o ölecekti… Tabut içinde insanların dik bir şekilde gömüldüğünü gördüm,” diye anlatıyordu. Biri “derin bir suyun içinde sürüklendiğini,” bir başkası ise “kendisine öleceğinin ve bunun en çabuk yolunun, hatırladığı en kısa kelimeyi söylemekten geçtiğinin söylendiğini” belirtiyordu.
Bazıları ise tam tersi bir duygu hissettiklerini ifade ediyordu. Araştırılanların yüzde 22’si “huzur ve mutluluk” duygusu hissetmiş, bazıları “çiçeksiz bitkiler” ya da “aslanlar ve kaplanlar”, “parlak bir ışık” veya aileleriyle kavuşma anını gördüklerini söylemişti. Duyumlarda bir artış, zamanın geçişiyle ilgili algıda çarpılma ve bedenden ayrılma hissi de yaygın olarak anlatılanlar arasındaydı.
Next
This is the most recent post.
Previous
Önceki Kayıt

0 yorum:

Yorum Gönder